• AnaSayfa
  • DEV-GENÇ
  • HABERLER
  • KADIN
  • AÇIKLAMALAR
  • SEKTÖREL
  • HAFIZA
  • MATERYALLER
  • GALERİ
  • İletişim

Thu02232012

Font Size

KPanel

Gündem

KÜRT HALKINA YÖNELİK SALDIRILAR DURDURULSUN !

  • PDF

'Gözaltılar serbest bırakılsın'

Halkların Kardeşliği İçin Gençlik Platformu, BDP'nin 12 gerillanın ölümüne ilişkin dün Taksim'de yapmak istediği yürüyüşe polisin sert müdahalesini ve gözaltıları protesto etmek amacıyla Taksim tramvay durağında basın açıklaması yaptı.

"Kürt halkına yönelik saldırılar durdurulsun" yazılı pankart açan platform üyeleri, sık sık "Baskılar bizi yıldıramaz", "Gözaltılar serbest bırakılsın", "Eşitlik, kardeşlik, Kürt ulusuna özgürlük" sloganları attılar.

Platform adına açıklama yapan Aylin Mert, seçimlere az bir zaman kala emekçilere, işçilere, kadınlara ve özellikle de Kürt halkına yönelik saldırıların arttığını ifade etti.

"Birkaç ay önce 'Kürt açılımı' söylemleriyle demokrasi hikayeleri anlatan egemenler, geldiğimiz noktada adeta başa sararak yeniden 'Kürt sorunu yoktur' demeçleri vermeye başlamıştır" diyen Mert, YSK'nın veto kararını da hatırlattı.
"Devlet saldırılarında hız kesmedi ve PKK'nin eylemsizlik kararına rağmen son yılların en büyük operasyonu yapıldı. Şırnak'ta 12 gerilla katledildi" diye konuşmasını sürdüren Mert, gerilla cenazelerini almak için sınırı geçen kitlenin üzerine gerçek mermilerle ateş açıldığını söyledi.

Aylin Mert, sınırda yaşanan olayları protesto etmek için dün yürüyüş yapmak isteyenlerin gözaltına alındığını, son 24 saatte 14 ilde 253 kişini, İstanbul'da da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında 20 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

AKP Hükümeti'nin seçim öncesi Kürt halkının örgütlü gücünden tedirginlik duyduğunu ifade eden Mert sözlerini şöyle tamamladı: "Seçim vaatleri ile gözü dönmüş AKP Hükümeti, Kürt halkının meşru taleplerini görmek yerine 30 yıldır süren bu savaş ezberini sürdürmekte ısrarlı. Seçim propagandasını 'ırkçılık, ölmek ve öldürmek' üzerinden yürüttüğü çok açık olan düzen partileri, günlerdir süren bu saldırılara karşı şovenizmin diliyle yaptıkları açıklamaları sürdürüyorlar."
Mert, gözaltıların serbest bırakılmasını istedi. (ETHA)

 

Basın Açıklaması Metni:

KÜRT HALKINA YÖNELİK SALDIRILAR DURDURULSUN

Basına ve Halklarımıza,

Seçimlere yaklaştığımız şu günlerde devlet, emekçilere, gençlere, kadınlara ve özellikle de Kürt halkına yönelik saldırılarını arttırmaktadır. Bir kaç ay önce "Kürt açılımı" söylemleriyle demokrasi hikayeleri anlatan egemenler, geldiğimiz noktada adeta başa sararak yeniden "Kürt sorunu yoktur" demeçleri vermeye başlamış durumdalar.  % 10 seçim barajı ile zaten ne kadar demokratik olduğunu gösteren bu anayasal düzen, Kürt halkının siyasal temsilcilerini, devrimcileri, sosyalistleri seçim sürecinden tasfiye etmek için de elinden geleni ardına koymadı. Bağımsız olarak milletvekili adayı olan temsilcilerimiz, önce YSK'nın skandal veto kararı ile engelenmeye çalışıldı. Bismil'de genç kardeşimiz İbrahim Oruç'u katleden devlet, Kürt halkının vetoya karşı göstermiş olduğu kararlı eylemsellikle , geri adım atmak zorunda kaldı.

Ancak, devlet saldırılarında hız kesmedi ve PKK'nin eylemsizlik kararına rağmen son yılların en büyük operasyonu yapıldı, Şırnak'ta 12 gerilla katledildi. Kürt illerinde alanları dolduran halka fütursuzca müdahale edildi, onlarca genç, yaşlı çocuk gözaltına alındı, evleri  yağmalandı. Cenazeleri almak için sınırı geçen kitlenin üzerine gerçek mermilerle ateş açıldı. Polis Van' da BDP'li Belediye Başkanı 'na hedef gözeterek ateş etti. Dün tüm bu saldırıları protesto etmek için yürüyüş yapmak isteyen bizlere İstanbul'un göbeğinde, Galatasaray Meydanı'nda orantısızca müdahele edildi, pek çok arkadaşımız yaralandı, gözaltına alındı. Saldırılarında sınır tanımayan devlet güçleri, BDP İstanbul İl Binası'nın içinde dahi gaz bombası kullandı.

Devlet son 24 saat içinde 14 ilde düzenlediği ev baskınları ve gösterilere müdahalelerde en az 253 kişiyi gözaltına aldı. Mayıs ayı başından bu yana siyasi gerekçelerle gözaltına alınan Kürtlerin sayısı en az 771'e yükselirken, son dört buçuk ayda ise bu sayı 3559'a çıktı. Bu sabah saatlerinde ise İstanbul'da kürt arkadaşlarımızın evlerine yapılan baskınlarda 20 genç gözaltına alındı. Sabaha karşı sivil polislerce yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan gençlerden büyük çoğunluğu üniversiteli. Baskınların neden yapıldığı konusunda net bir bilgi vermeyen polis, arkadaşlarımızı keyfi bir şekilde gözaltında tutmaktadır.

Seçim vaatleri ile gözü dönmüş AKP hükümeti, Kürt Halkının meşru taleplerini görmek yerine, 30 yıldır süren bu savaş ezberini sürdürmekte ısrarlı. Seçim propogandasını "ırkçılık, ölmek ve öldürmek" üzerinden yürüttüğü çok açık olan düzen partileri, günlerdir süren bu saldırılara karşı şovenizmin diliyle yaptıkları açıklamaları sürdürüyorlar. AKP'li Devlet bakanı Bülent Arıç dün yaptığı açıklamada, Kürt illerinde asker miktarının halktan fazla olduğunu belirterek, bölgeye tek işi o bölgede kuş sektirmemek olacak 20 bin profesyonel asker göndereceklerini söyledi. Seçimler öncesinde Kürt halkının örgütlü gücünün siyasi temsiliyetinden tedirginlik duyan devlet, korkusunu saldırılarının boyutuyla göstermektedir. Yapılacak askeri takviye kararı ve batıda yaşanan devlet terörü ile seçimlere giden süreçte egemenlerin kürt sorununda çözümsüzlüğü dayattığı apaçık ortadadır.

Bizler emekten, barıştan, özgürlükten yana gençler olarak yapılan tüm bu saldırılara karşı alanlarda olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını talep ediyoruz.  Baskılar, saldırılar bizi dün olduğu gibi bugün de yıldıramayacak. Kürt, Türk,Ermeni, Laz, Arap gençleri olarak halkların kardeşliği için yürüttüğümüz mücadelemizi 12 Haziran seçimlerinde de göstereceğiz.

HALKLARIN KARDEŞLİĞİ İÇİN GENÇLİK PLATFORMU

(Demokratik Yurtsever Gençlik
  Devrimci Gençlik Birliği
  Devrimci Anarşist Faaliyet
  EHP Gençliği
  Kurtuluş Yolunda Dev Genç
  Özgürlükçü Gençlik Dernekleri
  Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu
  Emek Gençliği)

Barış İstedik Yine Tutklandık!!!

  • PDF

İzmir'de barış istedikleri için Demokrartik Çözüm Çadırın yıkılmasına engel olanlar tutuklanma terörü ile karşı karşıya kaldılar. Araladında DEV-GENÇ üyesi Seçkin Savaş ve Ali Emre Ecer'in de bulunduğu 11 kişi tutuklandı.

İzmir’de Demokratik Çözüm Çadırı’na yönelik polis müdahalesinin ardından ve evlere yapılan baskınlarda gözaltına alınan 19 kişi, emniyetteki sorgularının ardından adliyeye sevk edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ifadesi alınanlardan 7’si serbest bırakılırken, 12 kişi tutuklama talebiyle İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkemeye sevk edilenlerden Batuhan Altıntaş serbest bırakılırken, 11 kişi, “Örgüt adına eylem yapmak” iddiasıyla tutuklandı. 9'u BDP üyesi olan tutuklananlar arasında Kurtuluş Yolunda DEV-GENÇ üyeleri Seçkin Savaş ve Ali Emre Ecer de bulunuyor.

Ece Temelkuran: Şifreli isyan

  • PDF

"27 Mart tarihinde yapılan YGS sınavının ardından Dev-Lis'liler her yıl olduğu gibi yine sokaktaydı. Saat 15.00'te Yüksel Caddesi'nde toplanan Dev-Lis'liler buradan Milli Eğitim Bakanlığı'na yürümek istedi ancak polis barikatıyla karşılaştı. Polisle yapılan görüşmeler sonuçsuz kalınca oturma eylemi başlatan Dev-Lis'liler yanlarında getirdikleri taşlarla polis barikatının önüne kale kurup sırayla polise şut çektiler. Eylemi izleyen halk da bu esnada şut çekmek için birbiriyle yarıştı. Gol olan topların polislere çarpışıysa izlenmeye değerdi. Zor durumda kalan polislerin 'Bayraklarınızı kapatıp, slogan atmadan yürüyecekseniz' talebi Dev-Lis'liler tarafından kabul görmedi. 'Yürütmüyorsanız, uçarak gideriz' diyen Dev-Lis'liler 'süperman' t-shirt'ü giyen bir arkadaşlarını omuzlarıyla yukarı kaldırarak barikatın üzerinden geçirmeye çalıştı. Bu sırada kitle 'Dev-Lis uçuyor, barikatı geçiyor' sloganları attı. Daha sonra barikatın önünde 'birdirbir' oynayan grup, oyuna polisleri de dahil etmek istediyse de ikna edemedi."

BAŞINIZA GELEBİLECEKLER

Doğarken annenle babanın yeterli parası olmazsa hastanede rehin kalabilirsin. Ne yapalım yavrum, hayat adil değil ve bizimkisi sosyal devlet değil! Bu badireyi atlatıp dünya üzerinde kazasız belasız birkaç yıl geçirmeyi becersen bile belediyenin yolda açtığı bir çukura düşerek ya da toprağa döşenmiş mayınların elinde patlamasıyla ölebilirsin. Çok büyümene gerek yok; bir kurşun isabet edebilir sana. Örneğin, evinin balkonunun demirlerinden aşağı bakarken. İlkokuldasın diyelim ki, kötü aşılar yüzünden ölebilirsin. Okulunuzun yanındaki eylemde kullanılan gaz bombasından zehirlenerek ölebilirsin. Ya da otobana yoksul insanlar için üst geçit yapılmadığı için de eyvallah diyebilirsin dünyaya. Dedim ya hayat adil değil ve sosyal devleti ara ki bulasın. Kız veya oğlan fark etmez, sandalyeye oturunca ayakların yere değiyorsa tecavüze uğrayıp sonra da öldürülebilirsin. Ve hatta tecavüze uğramana rağmen "Rızası var" diyebilirler senin için. Kusura bakma, burası adil olmadığı gibi vicdansız da bir ülke. Genç kız ve delikanlı olurken sokaklardaki çetelerin, kabadayıların, ayıların, uyuşturucu tacirlerinin ve hatta kendi anne babanın şiddetine maruz kalarak da boylayabilirsin öte tarafı. Çok zengin olmadığın için gazeteler haber yapmaz katledilişini. Şansın varsa üçüncü sayfaya çıkar hayatın boyunca çektirdiğin tek fotoğraf olan ilkokul kaydı vesikalığın. Biraz daha büyüdün diyelim, bir şekilde liseye geldin. Öğretmen dayağıyla sakat kalabilirsin, işler ters giderse ölebilirsin. Trafik kazasında gidebilirsin ve sadece birkaç bin lira alır ailen senin için, taksit taksit. Tabii bütün bunlar olurken aile baskısı, hayatın anlamsızlığı yüzünden intihar etme hakkın da baki. Ne de olsa bunun için yeterli nedenin olduğunu kolayca düşünebilirsin. Ama diyelim ki bütün bu adaletsizliklerle başa çıktın, hayattasın ve liseyi bitirip kendini üniversiteye atmak üzeresin. Bu kadar zahmetli bir yolculuğun sonuna gelmişken bir de maruz bırakıldığın sınav zulmünün bile adil değerlendirilmeyeceğini, sahtekârlık yapılabileceğini öğrenince ne yaparsın?

GENÇLERDEN BAHSEDİYORUZ BEYLER!

Önceki gün Dev-Lis'liler yürüyordu İstiklal Caddesi'nde. Bağırıyorlardı sağanak yağmurun altında. Yukarıdaki haber onların sitelerinden alınma. Sakın politika yapmak için çok küçük olduklarını düşünmeyin. Bunlar her gün faşist, gerici, iğdiş edici devlet ve hükümet politikalarıyla uzlaşmaya zorladığınız yani üzerinde 24 saat politika yaptığınız çocuklar. İçine doğup büyürken başa çıkmak zorunda kaldıkları onca adaletsizlikten sonra bir de "şifreli" bir zulme maruz kaldıkları zaman ne yapmalarını bekliyorsunuz? Size iman etmelerini mi? Sizin zulmünüz şifreliyse onların isyanı da şifreli mi olacak sandınız? Gençlerden bahsediyoruz beyler! Hayatla beş kuruşluk çıkar ilişkisi bulunmayan dolayısıyla "eyvallah"ı olmayanlardan. Ne derlerse haklılar.

Habertürk, 04 Nisan 11

Kızıldere'den Samandağ'a Katil Devlet Hesap Verecek!

  • PDF

İstanbul

30 Mart 1972’de Kızıldere’de devlet tarafından katledilen  Mahir Çayan ve yoldaşlarını ve 23 yıl sonra yine Mart ayında Hatay Samandağ’da evinde devlet tarafından katledilen Mehmet Latifeci ve babası Yahya Latifeci Taksim’de anıldı.

Deniz Gezmiş ve yoldaşları idam edilmelerini engellemek için, 30 Mart 1972’de devlete karşı direnen Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin, Ömer Ayna ve Hatay’ın Samandağ İlçesinde Arap Aleviliğinin asimile edilmesine karşı sürdürdükleri mücadele sonucu devlet tarafından katledilen Mehmet Latifeci ve babası Yahya Latifeci K.Y DEV-GENÇ, DEV-LİS, ÖGD, DEV-GENÇ Birliği tarafından anıldı. Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen kitle, "Kızıldere'den Samandağ'a katil devlet hesap verecek" pankartı açarak İstiklal Caddesi üzerinden Taksim Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca, "Devrim şehitleri ölümsüzdür", "latifeci ölmedi bu yolda yürüyor" ve "Kızıldere son değil savaş sürüyor" sloganları atan kitle, yürüyüşün ardından Taksim Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. Kitle adına açıklama yapan Ezgi Ergül, Kızıldere'de yaşamın yitirenlerin, kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Kadrolar sınırlıyken sergiledikleri ölümüne direnişin idam mahkûmu yoldaşlar için olması gözden kaçmayacak bir durumdur. Süreci durdurabilmek için ödeyecekleri en yüksek bedelleri ödemişlerdir" dedi.

'Devlet katletmemeye devam ediyor'

THKP ve THKO'nun beraber ölümüne gittiği eylemi hatırlatan Ergül, bu eylemin birlik olgusunun en güzel örneklerinden biri olduğunu söyledi. Adana'da Kızıldere'de yaşamını yitiren devrimcileri andıkları için ceza alan 15 kişiyi de hatırlatan Ergül, "Devlet bugün de Samandağ'da olduğu gibi katletmeye devam ediyor. Necdet Adalı için timsah gözyaşları dökenler, Aydın Erdem'e, Şerzan Kurt'a, Uğur Kaymaz'a kurşun sıkmaktan çekinmiyorlar" şeklinde konuştu.

Fotoğraf Galerisi İçin Tıklayınız...

Zindandaki Yoldaşlar Yolumuzu Aydınlatıyor

  • PDF

Friedrich Engels,”Ailenin,Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” kitabında “Egemen sınıfların tahakküm aygıtı olarak niteler devleti.Bütün sınıflı toplumlar açısından doğru olan bu tahlile,patronlar sınıfının egemen işçi sınıfının ezilen konumda olduğu kapitalist devlet de bir istisna teşkil etmez.Bir asırı aşkın bir süredir tekelci aşamaya(emperyalizm) girmiş ve tamamen gericileşmiş bulunan kapitalizm ve bu sistemi koruyan devlet,ezilenler cephesine karşı her zaman komplolara,haksız tutuklamalara başvuragelmiştir.

“İleri demokrasi” lafı dillere peleseng olmuş olsa ve “egemenlerin hukuku değil,hukukun egemenliği” denilerek hukuk sisteminin düzeltilip,ilerletildiği iddia edilse de ne devlet sınıf kimliği ile ters düşecek bir uygulama yapmakta ne de burjuva siyasetin sıradan bir fraksiyonu olan AKP hükümeti bu durumu değiştirmeye yönelik bir arzu taşımaktadır.Bunun görmek isteyen Kürt halkının seçilmiş iradesi olan yüzlerce politikacıya yapılan operasyonlara,bunu görmek isteyen sosyalist siyasetçilere yönelik yapılan Gaye operasyonuna ve SDP-TÖP operasyonlarına bakabilir.Bu saldırıların bir örneğiyle 2009 yılının sonlarında, “Kurtuluş yolunda Dev-Genç” üyesi iki yoldaşımız karşı karşıya bırakılmıştır.Kürt halkına yönelik operasyonları protesto eden BDP’li bir grubun eylemine Sosyalist Demokrasi Partisi adına gözlemci olarak katılan yoldaşlarımız,polisin BDP’li gruba saldırmasının ardından gözaltına alınmış ve ardından şok bir kararla tutuklanarak cezaevine konmuştur.

Aylar süren bekleyişin ardından 5 ay sonunda ilk kez mahkemeye çıkarılan yoldaşlarımız ardı ardına gelen “tutukluluğun devamı” kararları ile ileri demokrasi ve hukukun egemenliği kavramlarını bizzat pratikte idrak etme şansına sahip oldular.15 aylık tutukluluk süresinin ardından 17 Mart Perşembe günü üçüncü kez hakim karşısına çıktılar.Savcının dahi tahliye talep etmesine rağmen,hakimin haklarında bir kez daha “tutukluluğun devamı” kararı verdiği yoldaşlarımız,böylelikle aynı eylem dolayısıyla tutuklanan 7 kürt genci bırakılmasına ve delil yetersizliğine rağmen tekrardan cezaevine yollandı.Gözlemci olarak katıldıkları eylem dolayısıyla yargılandıkları davada tutuklu kalan son iki kişi olarak kalan yoldaşlarımızın bu durumu,devletin Dev-Genç’ten nasıl korktuğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.Sloganlarla bir kez daha cezaevine yolcu ettiğimiz yoldaşlarımızın içerideki kavgası bizlerin de alanlardaki mücadele azmimizi tazeleyip,patron sınıfına ve onun devletine karşı olan sınıf kinimizi bir kez daha biliyor.Onların zindandan yükselen sesine ses vermek için tüm Dev-Genç’liler alanlara,kavga bayrağını yükseltmeye!

Kurtuluş Yolunda DEV-GENÇ